Malatya’nın Battalgazi ilçesinde 21 Mayıs 2026 tarihinde saat 09:00’da meydana gelen deprem, yaklaşık 7 kilometre derinlikte kaydedildi. AFAD’ın verilerine göre, sarsıntı çevre illerde de hissedildi. Depremin etkileri Adıyaman, Elazığ, Tunceli ve Şanlıurfa gibi illerde duyuldu.
AFAD ve Malatya Valiliği, depremin ardından yaptıkları açıklamalarda, ekiplerin saha çalışmalarına devam ettiğini ve şu an için olumsuz bir durumun tespit edilmediğini bildirdi. Malatya Valisi Seddar Yavuz, ilk incelemelerde herhangi bir hasar ihbarının alınmadığını duyurdu.
Jeoloji Mühendisi Prof. Dr. Osman Bektaş, depremin sıradan bir olay olarak değerlendirilmemesi gerektiğini belirtti. Bektaş, bu sarsıntının 6 Şubat 2023 tarihinde meydana gelen Kahramanmaraş depremlerinin ardından oluşan zamana bağlı stres transferi ile ilişkili olabileceğini vurguladı. Bektaş, 2023’teki büyük depremlerin sadece kırılan fayları değil, çevredeki fay sistemlerini de etkilemiş olabileceğini ifade etti. “Bu depremler devam edecek. Gelecekte daha güçlü sarsıntılar yaşanabilir, fakat bu durum daha büyük bir depremin kesin habercisi değil” dedi.
Aynı zamanda, Malatya Ovası’nın zemin yapısının ve 2023 deprem sonrası yıpranmış yapı stokunun, orta büyüklükteki depremlerin hissedilen etkisini artırabileceğini vurgulayan Bektaş, özellikle hasar görmüş binaların yeniden değerlendirilmesi gerektiğine dikkat çekti. “Sığ depremler ve yorgun yapı stoku birleşimi, ciddi sonuçlar doğurabilir” diye ekledi.
Jeoloji Mühendisi Süleyman Pampal ise Malatya çevresindeki aktif fayları işaret ederek, bu fayların 7 büyüklüğünde depremler üretebileceği konusunda uyarıda bulundu. Pampal, Ovacık Fayı ve Malatya Fayı gibi sistemlerin uzun süredir enerji biriktirdiğini belirtti. “Malatya, depremlere karşı hassas bir bölge. Çevredeki bazı faylar, büyük sarsıntılara yol açabilir” şeklinde konuştu.
Uzmanların ortak görüşü, deprem yönetmeliklerine uygun yapılaşmanın, zemin özellikleri ve eski binaların durumu üzerine yoğunlaştı. Prof. Dr. Bektaş, 2018 deprem yönetmeliğine uygun olarak inşa edilen yapıların, benzer büyüklükteki depremlere karşı daha dirençli olabileceğini belirtti.
Deprem uzmanı Prof. Dr. Şerif Barış, her sarsıntı sonrası benzer tartışmaların gündeme gelmesinin, yeterince ders çıkarılmadığını gösterdiğini ifade etti. Barış, deprem anında paniğe kapılarak binalardan kontrolsüz bir şekilde çıkmanın yanlış olduğunu, asıl önemli konunun deprem sırasında nasıl hareket edilmesi gerektiği olduğunu vurguladı. 5.6 büyüklüğündeki bir depremin genellikle ağır yıkıma neden olmaması gerektiğini, fakat dayanıksız yapılarda hasar oluşturabileceğini belirtti. Artçı sarsıntıların birkaç ay boyunca devam edebileceğini dile getiren Barış, mevcut deprem sonrası daha büyük bir afet beklentisi taşımadığını söyledi.
Yedisu Fayı ise Kuzey Anadolu Fay Hattı’nın doğu kesiminde bulunuyor ve Erzincan ile Bingöl arasında önemli bir tehdit oluşturuyor. Bu fayın aktivitesi, bölgedeki deprem riskini artırıyor.