MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin, İmralı Süreci çerçevesinde Abdullah Öcalan’a yönelik “Barış Süreci ve Siyasallaşma Koordinatörlüğü” önerisinin ardından Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, sürece dair önemli açıklamalarda bulundu. İstanbul Fuar Merkezi’nde düzenlenen SAHA EXPO 2026 etkinliğinde bir konuşma yapan Erdoğan, söz konusu süreci Türkiye ve bölge ülkeleri açısından ‘Büyük bir vizyon’ olarak nitelendirdi. Erdoğan, bu sürecin siyasi merkezinin Cumhur İttifakı olduğunu vurgulayarak, “Terörsüz Türkiye süreci, hem Türkiye’yi hem de komşu ülkeleri iç cepheleriyle birlikte güçlendirerek huzurlu, güvenli, müreffeh ve barışın hâkim olduğu bir geleceği inşa etmeyi hedefleyen büyük bir vizyonun adıdır. Bu konunun fikri ve siyasi merkezi elbette Cumhur İttifakı’dır” dedi. Ayrıca Erdoğan, “Türkiye devleti ve milleti olarak, yaklaşık yarım asırlık başarılı mücadelemizin ardından terörden kurtulma iradesini ortaya koymuş, terörsüz Türkiye için net bir duruş sergilemiştir” ifadelerini kullandı.
Bahçeli’nin Abdullah Öcalan’ın statüsünün konuşulmasının önemine dikkat çektiği grup toplantısında, bu konunun göz ardı edilmesinin sürecin sağlıklı işlemesine engel olacağını belirtmişti. Bahçeli, “Abdullah Öcalan için statü açığı varsa, bu açık Türkiye Cumhuriyeti’nin lehine değerlendirilmelidir. Tartışmalara son vermek için bu durumun ‘Barış Süreci ve Siyasallaşma Koordinatörlüğü’ olarak adlandırılmasını öneriyorum” dedi.
DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, iktidar cephesinden gelen bu açıklamalar üzerine Cumhuriyet gazetesine yaptığı değerlendirmede, sürecin ilk aşamalarında PKK’nın kendini feshettiğini ve silahların yakıldığını belirtti. Bakırhan, “Meclis de bu tarihi çağrıya kayıtsız kalmadı. Türkiye tarihinde ilk kez, Kürt meselesinin çözümü ve barış için bu kadar geniş bir siyasal konsensüs oluştu” dedi. Ancak yasal düzenlemelerde yaşanan gecikmelere dikkat çeken Bakırhan, “Tarihin hızına yetişemeyen bir hukuk zemini, bu sürecin en zayıf halkası haline geldi” şeklinde konuştu.
Ayrıca, komisyon raporunun kanunlarda anlam kazanması ve somut bir takvime bağlanması gerektiğini vurgulayan Bakırhan, sahadaki eleştirilerin somut adımlar üzerinden yapıldığını belirtti. “Halk barış istiyor, ama belirsizlik istemiyor. Barıştan bahsedilirken, kayyım uygulamaları, siyasi operasyonlar, gözaltı ve tutuklamalar ile cezaevlerindeki ağır koşulların neden sürdüğü sorgulanıyor” dedi.
Barış sorumluluğunun yalnızca DEM Parti’ye ait olmadığını vurgulayan Bakırhan, Meclis’in daha etkin bir rol oynaması gerektiğini ifade etti. CHP yönetiminin sürece karşıt bir pozisyonda durmadığını belirten Bakırhan, “Partilere yönelik yargı baskısı ve çeşitli çevrelerin milliyetçi-ırkçı baskılarına rağmen CHP, barış sürecine dönük çok önemli destek ve katkılar sağladı. CHP’nin içinde olduğu bir çözüm süreci, daha sağlam bir zemine oturacaktır” şeklinde konuştu.