Türkiye’de Kuraklık Tehlikesi Büyüyor: Pazarda Fiyatların Ucuzlaması Hayal Oluyor

22 Mart Dünya Su Günü’nde hem dünyada hem de Türkiye’de son dönemde yaşanan kuraklık tehlikesi büyürken, her alanda olduğu gibi kendi iç dinamiklerimizle durumu zorlaştırmaya devam ediyoruz. Tarım ve hayvancılık sektörlerindeki sorunlar yıllardır konuşulurken, yapılanlar çare olmadığı gibi köstek olduğundan Türkiye’de kuraklık tehlikesinin ekonomideki etkilerine bakalım. Enflasyonda yükseliş sürse de ‘geçen yıla göre’ hız kesmiş olması iyileşme olarak sunulurken, tarımda kuraklık neleri etkiler?

Dünyada bir kuraklık tehlikesi olduğu pandemi çıkışından bu yana konuşulurken, son yılların ana sorunu kuraklık ve seller arasında gidip gelen aşırı hava olayları oluyor.

İklim krizi dünyada da en çok konuşulan sorunlardan biri olurken, Türkiye’de bu konudaki bilincin zaten düşük olmasının yanında yanlış tarım politikalarına bir de deprem felaketi eklendi. Son yıllarda görülen seller, kuraklıkla birilkte dikkat çekiyor. İkisinin bir arada olması yani ‘volatil hava koşulları’ iklim krizine işaret ediyor. Sonu da tahmin ettiğini gibi önce insan canı ve sağlığı sonra da ekonomiye bağlanıyor.

Meteoroloji Genel Müdürlüğü’nün hazırladığı kuraklık haritası tarım gibi alanlarla ilgilenenlerin uzun zamandır aşina olduğu karaltılar içeriyor.

mgm.gov.tr

Bu veriler kuraklıktaki büyük tehlikeyi gösterirken, 22 Mart Dünya Su günü sebebiyle yazısında su konusunun önemine dikkat çeken tarım yazarı Ali Ekber Yıldırım da konuya sürekli dikkat çeken isimlerden oluyor.

“Türkiye su zengini bir ülke değil. Su stresi yaşıyor. Önlem alınmazsa yakın gelecekte su kıtlığı yaşayabilir”

Ali Ekber Yıldırım, Ekonomim’de, Devlet Su İşleri (DSİ) verilerinden yola çıkarak, Türkiye’de toplam su potansiyelinin yüzde 77’sinin sulamada, yüzde 23’nün de içme-kullanma ve sanayi suyu olarak kullanıldığını belirtiyor. 

‘Tahminlere göre, gerekli önlemler alınmazsa Türkiye, 2050 yılında kişi başına su miktarı 1000 metreküpe düşerek su stresi yaşayan ülkeden su kıtlığı yaşayan ülke konumuna geçmesi bekleniyor’ diyen Yıldırım, gelişmiş ülkelerde ‘içme ve kullanım suyunda’ kayıp oranını yüzde 8 ila 24 arasında açıklarken, ülkemizde bu oranın 2022’de yüzde 33,5 olduğunu yüzümüze âdeta çarpıyor. Tarımda ise bu oran yüzde 50 olunca sorun büyüyor.

TÜSİAD Başkanı Orhan Turan da bu konuda LinkedIN’de yaptığı paylaşımda, iklim değişikliğinden en fazla etkilenen bölgelerden biri olarak Akdeniz havzasına dikkat çekiyor. Gerekli adımlar atılsa dahi 2030 sonrası Türkiye’de “su açığına” dikkat çeken Turan, ormanların iklim krizinin yıkıcı etkilerine karşı çözüm olmasına dikkat çekiyor. “21 Mart Dünya Ormancılık Günü” ve “22 Mart Dünya Su Günü” çevresel ve ekonomik sürdürülebilirlik, ekosistemlerin onarılmasının hızlandırılması ve güçlendirilmesinin önemini vurguluyor.

Gündelik hayatın içinde herkesi ilgilendirecek şekilde de anlatırsak, kuraklık ya da seller can alıyor ve hayatı zorlaştırıyor.

Özetini baştan verelim: Pazarda meyve sebze ucuzlamayacak!

Tamamen TÜİK üzerinden hazırlanan bu grafikte Tarımsal Girdi Fiyat Endeks (Ocak 2023), Tarım Ürünleri Üretici Fiyat Endeksiyle Tüketici Fiyat Endeksi’ndeki Gıda kalemi (Şubat 2023) verilerini 2016 yılından itibaren aldığımızda bu görüntü ortaya çıkıyor.

UNICEF, 2030 yılına kadar yaklaşık 700 milyon insanın yoğun su kıtlığı nedeniyle göç etmesinin beklendiğini açıkladı.

Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu (UNICEF) tarafından hazırlanan raporda, dünya nüfusunun üçte ikisi, her yıl en az bir ay şiddetli su kıtlığı yaşandığını gösterdi. 

2030 yılına kadar yaklaşık 700 milyon insanın yoğun su kıtlığı nedeniyle göç etmesi bekleniyor. Ayrıca dünya genelinde her gün beş yaşın altında binden fazla çocuk, kirli suların neden olduğu hastalıklara yakalanarak, hayatını kaybediyor.

Türkiye’de de durum pek parlak görünmüyor. Dünya Doğal Kaynaklar Enstitüsü (WRI) tarafından hazırlanan rapora göre Türkiye, yarı kurak bir ülke olarak, su sıkıntısı çeken ülkeler sıralamasında 32. sırada yer alıyor.

Kuraklık konusunda sosyal medyada da isyanlar artarken, durumun vahametini gözler önüne seriyor.

Kuraklık ve seller giderek daha çok konuşulacak gibi görünürken, can, sağlık ve ekonomiler üzerindeki etkilerinin daha faz önemsenmesi gerektiği anlatılmaya çalışılıyor.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir